Giriş yapmadınız.

Mt2Master

Board Administrator

  • Konuyu başlatan "Mt2Master"

Mesajlar: 24

Konum: Turkiye Bursa

Meslek: Özel Güvenlik

  • Özel mesaj gönder

1

Thursday, January 4th 2018, 12:39pm

Sürgün Mağarası - Buz cadısı senaryom.





-Güçlü buz cadısı-
Bölüm1

Soğuk bir Bakra gecesinin sabaha karşı verdiği soğuğu hisseden bir kaç köy gardiyanının bir ceset fark etmesiyle olayların bağı ortaya hafif hafif çıkmaya başlıyordu.Surların kenarında, gövdesi cani bir şekilde yarılmış bir köylünün korkunç yüz ifadesiyle karşı karşıya kalmışlardı. Bunu hangi cani yapmış olabilirdi?

Köy gardiyanları cesedi incelemeye başladı, gözlerine çarpan en büyük detay cesedin kalbinin yerinden sökülmüş olmasıydı. Ayrıca bu koca yarığı tek bir kişinin yapması mümkün değildi.Olayın üzeri kapatıldı ve ölen kişinin ailesine kömür ve makarna yardımı yapan iktidar olayı kapatmıştı.Gardiyanların iyi kalbi bu adaletsizliğe karşı koymak isteseler dahi onlar büyük insanlar değillerdi. Mevkileri sadece bir gardiyan niteliğinde olan ve ayda bir kaç kez cesetlerle karşılaşan birer işçi sınıfıydı.



Yakın zaman içerisinde köy surlarının etrafında 8 adet ceset bulundu. Bu cesetler köyün her ucunda ayrı ayrı biri veya birileri tarafından yerleştirilmişti. Tüm cesetler yine aynı şekilde öldürülmüştü. Gövdelerinde koca bir yarık, sahip oldukları en değerli organın yok olması gibi detaylar tüm kurbanlarda görülüyordu. Artık köy halkına sıçarayan bu olaylar onları korku içinde bırakıyordu. Köy yönetimi özellikle geceleri sokağa çıkma yasağı koymuştu.

Fakat cinayetler son bulmadı, devriye yapan gardiyanlar sürekli öldürülüyor ve gardiyanlar istifa etmeye başlıyordu. İktidarın bu konu hakkında bir şeyler yapması gerektiğini halk dile getiremese dahi içten içe herkesin öfkesini kazanmıştı iktidar.



Akşam saatlerinde han çok kalabalık değildi. Dışarıda sağanak yağmur yağıyordu. Şöminenin çıdırdattığı sesler insana huzur veriyordu adeta. Han kapısı birden açıldı, bir adam göründü. Han'daki insanlar onu adeta gözleriyle süzüyordu.Adamın uzun bir kabanı vardı. Siyahtan ibaretti adeta, çünkü elbiseleri sipsiyahtı. Gözleri, saçı, resmen karanlığın vücut bulmuş hali gibiydi. Gözleri sert bakıyordu, göz teması kurduğu insanlar gözlerini çeviriyordu.

Tabureye oturdu, soğuk bir bira istedi ve sessizce birasını yudumlamaya başladı. Cebinden bir parşomen çıkardı ve okuyordu. Bir anda yanına Baş gardiyan oturdu. Gizemli karanlık adam, sağına dönmeden onu tanıdı, uzun bir geçmişleri vardı fakat yıllardır birbirlerini görmüyorlardı. Baş gardiyan sohbet etmeye başladı, fakat kısa cevaplar alıyordu. Tanıdığı eski arkadaşından eser yok gibiydi. Baş gardiyan sordu:
-Lansy, neler yaşadın dostum?
-Sence yaşadıkları anlatmam bir gün sürer mi?
-Eski neşeli arkadaşımdan eser kaldığını söyleyemem dostum.Suskunsun, ne oldu eski dostum?

-O artık yok.
-Kim?
-Karım
-Nasıl?
-Bilmiyorum. Onu öldüren caninin boğazına kılıcımı saplamadan bu hayattan göçmek istemiyorum.
-Üzgünüm dostum.Ne zaman nasıl oldu?
-Bir akşam talimden dönmüştüm. Normalde benden erken gelirdi, fakat evde yoktu. Arkadaşı mira'ya uğradığını düşündüm. Gece geç saate kadar bekledim fakat gelmedi. Dışarı çıktım, Mira'nın evine gittim, hiç uğramamıştı. Saatlerce aradım fakat bulamadım. Sonrasında köprünün kenarında kan izlerine rastladım. Yavaşça ilerledim ve onu gördüm. Sanki o değildi, cesedi dahi tanınmıyordu. Gövdesinde büyük bir yarık vardı. Anlam veremediğim şey kalbi sökülmüştü. Sanki tüm duyguları ve ruhunu biri elinden bir anda almış gibiydi. Benim melek yüzlü karım...
-Ne? Demek bu garip cinayetler farklı köylerde bile işleniyor öyle mi?
-Evet, 3 gün önce haber aldım, Kral beni buraya çağırdı. En son buralarda işlenmiş bu cinayetler, yıllardır bunu yapanları arıyorum fakat bulamadım. Bu sefer işimi yarım bırakmayacağım.
-Anlıyorum eski dostum.Eski Ordu komutanlığın peşini hala bırakmıyor.
-Kendimi senelerdir bunu yapan kişi veya kişileri bulmak için geliştiriyorum. Merak etme yakında son bulacak.



Görünüşe göre karısını öldüren kişi veya kişiler aynıydı. Hükümet Köylerin en güçlü eski kahramanını bu yüzden çağırmıştı. Bu olaya bir son vermesi için.Görevi ve yetkisi verilmişti. İlk iş bu cinayeti kimlerin yaptığıydı.

Gece geç saatlerde soğuk bir rüzgarın esintisi beraberinde bir çığlık duyuldu. Lansy hemen o yöne koşmaya başladı. Çok hızlıydı ve çok sessizdi. Resmen bir karanlıktan ibaretti. Çığlığın yerini buldu ve 5 kişiyi gördü. Kapşonları ile başlarını kapatan kırmızı elbiseli 5 katil. Hemen uzun kılıcını çıkardı Lansy. Kılıcının ismi "Shadow" idi. İsminin hakkını verdiği gibi bu kılıç Lansy ile beraber olduğundan beri binlerce kelle kesmişti. Siyah renkteydi. Lansy katillerin üzerine koşmaya başladı. Hepsini yerle bir etti, son kalan katilin kolunu kesti ve boğazından hızlıca tuttu. "Neden?" diye sordu. Katil güldü ve oracıkta geberdi.

Bir sonra ki gün Lansy büyücü Amentus'a doğru yol almaya başladı. Odasına girdi, sakin ve umursamaz olan Ametus'un gözlerin faltaşı gibi açıldı. Titremeye başladı ve geriye doğru gitti.Korktuğu her halinden belliydi. Lansy şöyle dedi:

-Katiller kim? Kime çalışıyorlar. Anlat.
-Ne dediğini bilmiyorum pis enik! Uzak dur benden!
-Sabrımı taşırma
-Hayır sana..

Lansy büyücünün boğazından sertçe tuttu, gözlerine sertçe baktı, büyücü korkudan ruhunu teslim edecekti resmen.

-Tamam bırak.
-Anlat.
-Onlar sadece katil değil, tarikat üyeleri.
-Tarikat mı?
-Evet, Yonga tarikatı üyeleri. O'nun için çalışıyorlar.
-O mu?
-Evet o.
-Daha açık konuş
-Güçlü buz cadısı için çalışıyorlar.
-O da kim?
-O kim mi? Onu gören hiçbir insan sağ çıkamaz. O bakışlarıyla bile bir insanı öldürebilecek bir canavar!
-Nerede?
-Bunu söyleyemem, bu beni aşar, uzak dur ve git burdan.
-Tekrar boğazını sıkmamı ve seni boğarak öldürmemi ister misin seni büyücü bozuntusu?
-Sürgün mağarasında.
-Şu efsanelerde anlatılan sürgün mağarası mı?
-Evet.
-Peki sen bunları nereden biliyorsun.
-Seni ilgilendirmez git burdan artık.



Lansy gözle görülemeyecek bir hızda kılıcını çekip büyücünün kafasını kopardı. Duvarda ki ilginç bir dilde yazılan yazının üstüne kanlar sıçramıştı. Duvar kanlar içesisindeydi.

Lansy yola çıktı, insanlara sora soruştura, efsanenin derinliklerini çözmeye başladı, bir harita keşfetti, o haritanın izinde sürgün mağarasına doğru yol almaya başladı..
---------------------------------------


Bölüm 2 yakında. Buraya kadar okuyabilen var mı bilmiyorum, ben şahsen okumaya üşenen birisiyim, kendi fantezilerimi burada kendimce yaşamak amacıyla uzunca yazıyorum, okuyanlara teşekkürler.

Benzer konular

Bu konuyu değerlendir